14 Kasım 2019, Perşembe
Ana Sayfa / İlk Kitaplığım / Kaplanı Sakın Gıdıklama

Kaplanı Sakın Gıdıklama

53 Paylaşımlar

Sevgili Kadıköy Anneleri merhaba,

Sonbahar geldi ve İlk Kitaplığım köşemizin altıncı sezonu başladı. Altıncı sezon kulağa hoş geliyor doğrusu. Bu köşe başladığında pek çoğumuz bebeklerimizi emziriyorduk. Şimdi ise birbirimize okul adı soruyoruz. Çünkü hepimiz farklıklara alan açan, özgürlükçü, sanata yer veren, açık hava ve doğada olmayı önemseyen, çocuğu özne olarak kabul eden, çocuğun anadili olan oyunla konuşan okullar, şefkatli ve yaratıcılığı, merakı bastırmayan öğretmenler arıyoruz. Çok mu şey istiyoruz? Her gün çocuk istismarı ve kadına şiddet haberleriyle sarsıldığımız bu coğrafyada laik, bilimsel ve eşitlikçi eğitimin dahi zor olduğunu, eğitimin kalıplaşmış pedagojilerden ve militarist yaklaşımlardan sıyrılmasının kolay olmadığını biliyoruz. Üstelik sosyo ekonomik sınıflar arası farkın gitgide açıldığı ve parasız eğitimin devlet okullarında bile zor olduğunu da görüyoruz. Ama umutluyuz. Çünkü sadece isteyip durmuyoruz. Şefkati verecek, öğrenme merakını ve keşfi teşvik edecek, sanatı çocuğu buluşturacak, onu doğayla tanıştıracak anneler olarak kendimizi, çocuğumuzu ve onun gideceği okulları da dönüştürmeye talibiz. Evet, dünyayı değiştirmeye talibiz. Biz bu kadar güçlüyüz. Gücümüz ise sevgimiz ve bilgimizden alıyoruz. Bakın elimde bir iki kitap var. Pamela Butchart tarafından yazılan “Kaplanı Sakın Gıdıklama” adlı bu kitabı bence çocuklar kadar öğretmenler de okumalı. Çocuklarımızın doğumuyla birlikte çoğumuz hiç bilmediğiniz bir alana girdik ve çocuk edebiyatını çok sevdik. Gelin şimdi de çocuğunuzun öğretmenlerine çocuk kitaplarını sevdirelim. Çünkü edebiyattan alınacak çok ders var!

Resimli bir çocuk kitabı sizi ilk olarak tasarımı ve görselleriyle etkiler. Çizimlerini Fransız illüstratör Marc Boutavant’ ın yaptığı bu kitap ilk görüşte beni kendine çekti. Ama beni asıl etkileyen kitabın ismiydi. Oğlum İda okula başladığı andan itibaren hep “hareketli” bir çocuk olarak nitelendirildi. Öyle ki bu durum 3,5 yaşında onu alıp Duyusal Akademi’ye Sevgili Ebru Sidar’a götürmeme sebep oldu. Ebeveyn telaşım zamanla yatışınca oğlumun doğal bir çocuk olduğunu ve onun tüm duyularını kullanarak keşifler yapmak istediğini fark ettim. Evet, hareketliydi ve hâlâ da öyle ama bunu bir sorun olarak görmek ve davranışın altındaki ihtiyaca yanıt vermeden davranışını baskılamak doğru değildi. Her birey özeldir deyip sonra da her çocuğun aynı davranmasını beklemek çocuk haklarına da aykırı bir durum teşkil ediyor. Günümüz çocuklarına yapma, etme demekten çok, niçin yapmaması gerektiği, neden sonuç ilişkisiyle ortaya konumlaması gerekiyor. Yaşadığımız bu “hız” çağında sanırım bu da pek mümkün olamıyor. İşte bu kitapta da Çiçek Öğretmen, Ece’ye sadece “yapma” diyor ve sonra da olanlar oluyor. Kitabın kahramanı Ece, hep ayaklarını sürüyerek yürüyen, sağa sola sallanan, bir şeylere çarpan kıpır kıpır bir çocuk. Ele avuca sığmayan, yerinde duramayan, hareketli bir kız. Bir gün Ece sınıfıyla birlikte hayvanat bahçesini ziyarete gidiyor. Çiçek Öğretmen, sürekli onu yapma, bunu yapma diye uyarıyor Ece’yi. Uyarıyor, uyarmasına ama pek de işe yaramıyor. Ece bildiğini okuyor, elinde değil yapıyor işte! Öğretmeni “Sakın kaplanları gıdıklama” dese de Ece öğle yemeği molasında dayanamıyor, (eşeğin aklına karpuz kabuğunu düşürmüş bir kere) kuşların kafesinden bir tüy alıp kaplanların olduğu yere gidiyor. Eeee ne demişler çocuğa yapmayacağı şeyi değil, yapacağı şeyi söyleyin. İşte bundan sonrada bir curcunadır başlıyor. Kahramanımız Ece, söz dilemeyerek aslında iyi yapıyor. Ne işi var hayvanların orada? Hepsi doğal yaşam alanına geri götürülmeli. Çocuklar da dört duvar arasından çıkarılıp parkalarda, bahçelerde, korularda, ormanlarda öğrenmeli. Kitap öylesine eğlenceli ki iki yıl önce bir kitapçıda okuduğumuzda oğlumla çokça kıkırdamıştık. Çünkü her ikimiz de kitapta çok şey duyumsamıştık. Çevirisini Burcu Ural Kopan’ın yaptığı bu kitap, Marsık Yayıncılık’tan 2016 yılında yayımlanmış. Uslu durmayan, duramayan çocuklara ve yetişkinlere selam olsun!

Bu yazıyı çocuk kitabı sever arkadaşlarınızla da paylaşın!Tweetle

Not: Kitabı yazarından dinlemek isteyenler buradan dinleyebilirler.

Sevgilerimle,

Hafize Güner

1976 yılının Kasım ayında İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, yüksek lisans eğitimini ise Yaratıcı Drama üzerine yaptı. Sanat yoluyla öğrenme, eğitim için tiyatro konularında çalıştı, bu alanda  makaleleri, kitapları yayımlandı. 2005 yılının Kasım ayından beri Terakki Vakfı Okulları’nda yaratıcı drama/tiyatro öğretmenliği yapıyor. 2014 yılının Aralık ayından beri Kadıköy Anneleri web sitesindeki “İlk Kitaplığım” adlı köşesinde çocuk kitaplarını tanıtıyor ve düzenli aralıklarla Küçük Kitap Kurtları Buluşmaları düzenliyor. 2019’un Şubat ayından beri Cumhuriyet Kitap Eki’nin “Taş-Kâğıt-Makas” isimli çocuk ve gençlik edebiyatı sayfasında yazıyor. Çocuk yogası eğitmeni ve masal anlatıcısı olarak masal-yoga atölyeleri yürütüyor. Okuma kültürünün küçük yaşta yaygınlaşması adına pek çok sosyal sorumluluk projesi yapıyor. 2014 yılının Nisan ayında yayımlanan ilk çocuk kitabının ardından çocuklar için yazmaya devam ediyor. Şu ana kadar yayımlanmış on iki çocuk kitabı bulunuyor.  Eşi, oğlu ve kedileriyle birlikte Moda’da yaşıyor.
53 Paylaşımlar
Zeki Çocuk Anaokulu

Bu yazımızı da inceleyin.

İlk Kitaplığım Tatile Giriyor

Sevgili Kadıköy Anneleri merhaba, İlk Kitaplığım köşesi olarak dolu dolu geçirdiğimiz bir sezonu daha geride …