18 Ekim 2017, Çarşamba
Ana Sayfa / Hamilelik Günlükleri / Zennube Ezgi’nin Hamilelik Günlüğü: 27.&28. Hafta

Zennube Ezgi’nin Hamilelik Günlüğü: 27.&28. Hafta

Merhaba Sevgili Kadıköy Anneleri ve okuyucuları!
Pek muhterem Kadıköy Annesi, bu güzide sitenin kurucusu Aslı’nın önerisi ile iki haftanın yazısını birleştirip gönderiyorum. Çünkü haftada bir değil 10 günde bir yazabildim bir süre, aksadı yazılar ve gerçek haftamdan geride kaldı günlüğüm. Hamileliğin sonuna doğru geldikçe, ”Ay ben doğrucam bu günlük yetişmeyecek!” paniği sardı beni. O yüzden, işte karşınızda 27 ve 28. haftaların öne çıkan halleri:
27 hafta, ah canım ne iyi ettin de geldin. Artık hafif hafif çıkmakta olan hamile göbeğim, iyice sıklaşan çişim ve bastıran sıcaklarla, seni hiiiç unutmayacağım!
Bu haftanın öne çıkanları; evdeki sıcak hava, Çağdaş’ın bitmek bilmeyen mesaileri, ancak gece yarısı geldiğinde çıkabildiğimiz yürüyüşler ve aylar sonra başlayan dürümcü ziyaretleriydi. Evdeki sıcak havadan, nemden ve çaresizlikten ağladığım günler de oldu, buz kasetleriyle uzanıp uyuduğum zamanlar da. Herhalde İstanbul’da olup hamile ya da menapozlu olan herkes beni çook iyi anlar. Ağladım diyorsam, gerçekten ağladım.
Ha seçeneklerim yok muydu? Vardı. Babamın yanına Olympos’a deniz, orman tatiline gidebilir ya da daha yakında Tekirdağ’da annemin yazlığında takılabilirdim. Ya da babaannemin yanına koşabilirdim. Ama gidemedim. Neden? Çünkü hamileliğim Çağdaş’la güzel! Gerçekten, dilimden o anlıyor, kahrımı o çekiyor, ne zaman neyi niye istediğimi şıp diye biliyor, beni yormuyor… Hiç gözüm yemedi tek başıma gitmeye. Sonuçta gittiğim yerdeki insanlar canlarım ciğerlerim de olsalar, gece yarısı ayağıma kramp girince ya da 1000 kere çişe kalkıp söylenerek uyumaya çalışınca yanımda olamazlardı =) Hamileliğin gizemli dünyası biraz da böyle şeylerde gizli işte!
Bu yüzden ben de 27. haftayı sıcaktan kaynayarak da olsa, iyice çıkmaya başlayan göbeğimi kutlayarak ve bir ‘ET CANAVARI’na dönüşerek geçirdim. Yıllar yılı mesafeli bir ilişkim olan etle önce yavaş yavaş yakınlaştık. Sonra bu haftayla beraber ben bir oturuşta iki dürüm bitirip üstüne de bir orta boy künefe gömebilen bir hamile oldum. **Okuyanların canı çekmez umarım!** Gerçi bu maceram çok değil 2 hafta sürdü ve sonum gebelik şekeri oldu ama olsun. O sonraki yazıların konusu, şşşşt çaktırmayalım. =)
ka-1909-0127. haftanın en güzel keşfi de AkasyaAna YouTube kanalı oldu(Kanala ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.). Tiyatrocu Akasya Asıltürkmen’i bilirsiniz, ben kendisini pek severdim. Şansıma neredeyse aynı haftalarda hamile kalmışız ve birebir kendi durumumla empati yaparak izleyebildiğim video serisine denk geldim. Aklınızda olsun kanal, her hamile tanıdığınıza ve baba adayına gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirsiniz. İçinde gerçekten gerekli bilgiler, komiklikler, hamilelik halleri, doktor ve uzman röportajları gibi her telden faydalı şey var. Biz YouTube kanalına abone olduk, yeni video gelince haber geliyor, Çağdaş’la akşam yemeğinde AkasyaAna videosu izleyerek takılıyoruz. Bazen sevdiğimiz bölümleri tekrar tekrar izliyoruz =)
Böylece kapatıyorum 27. haftayı, gelelim şahane haftamız 28’e =)
Bu hafta, sevgili arkadaşım Serenay’ın düğününe 2 hafta kalmasıyla gündeme oturdu. Benim meşhur nedime ekibinde mavi elbise kuralı vardı malım bilenler bilir. Herkesler aldı da ben sona kaldım, karnımın ne kadar büyüyeceğini kestiremediğimden bekleyebildiğim kadar beklemek istedim.
Elbise için ilk denememi Asos.com internet sitesinden sipariş vererek yaptım. Süper bir elbise beğendim hamile bölümünden. Yaz kış sürekli Asos’tan alışveriş yapan arkadaşımın da verdiği cesaretle verdim siparişi gitti. Va, ”Aman yetişsin de, beğenmezsem değiştirecek vaktim olsun” dediğim elbise, ekstra ödediğim birkaç euro ile, taa İngiltere’den kalkıp bizim evi 3-4 günde buldu. Pek sevindim, oh dedim gemilerde, yollarda kaybolmadı yavrum. PEKİ SONUÇ: Allahım kör et beni!
ka-1909-01-1
Korkunç elbise.

Bi kere esas sorun, ürünün komple hatalı gelmiş olmasıydı. Yani benim aldığım elbise belki kalitelidir, bunu asla bilemeyeceğiz. Ama bana gelen elbise, bambaşka bir şeydi. Ev temizlerken bile giyilemeyecek türden, salkım saçak, kumaşı incecik ve yerlere sünen saçma bir modeldi. ÜStelik 46 bedendi, sağ olsunlar! Önce panik oldum anam gitti paracıklar napcam şimdi diye. Sonra apar topar fotoğrafını çekip mail attım. Neyse ki iade politikası çok gelişmiş şirketin, pıt diye çözdük. Kargolayıp gönderdiğimde para iadesi yapacaklarmış. Hadi bakalım. Hayırlısı.

Sonrası doktor muayenesi için gittiğimiz yerden bile dönerken elbise bakarak geçti. Ben pes ettim. Gerçekten insafsız bir piyasa abiye elbise piyasası. Kınıyorum. Öyle fason, öyle pat pat seri bir şekilde üretildiği belli olan elbiseler bile sanki benim başıma Haute Couture! Neymiş 700-800 TL verecekmişiz üstü pullu, pamuklu penye bir kumaşa. Yo dostum yo, şundan 2 ay sonra giyilemeyecek, bir daha asla bedenime olmayacak bir elbiseye, çocuğumun beşiğinden daha fazla para veremem. Kimse kusura bakmasın!
28. haftayı bitirirken, boyu posu yerinde, anasının karnında tepetaklak duran, suyu bol, keyfi yerinde bir bebe var burada.
Bu haftanın kalanı hep uyumakla geçti. Ne olduysa o meşhur uykular geri geldi. Çılgın gibi yiyor, yeni doğmuş kedi gibi paso uyuyorum. Ve ev hala çok sıcak. =)
Sevgiler, efendim!
Zennube Ezgi ve Cücüğü Ela

Zennube Ezgi Kaya Ünveren

1989 doğumlu, çocukluğu Kadıköy’de geçmiş, hala da aklı orada olan bir İstanbul insanı. Fransız Dili ve Edebiyatı Mezunu, dijital pazarlamacı, sivil toplum & sosyal projelerle haşır neşir bir anne adayı. Şimdilik kızı Ela’ya hamile ve zamanının çoğunu çeviri yaparak geçiriyor.
Zeki Çocuk Anaokulu

Bu yazımızı da inceleyin.

Zennube Ezgi’nin İçinden Bir Zeytin Doğdu!

Sevgili Kadıköy Anneleri, Bilenler bilir, 30. haftadan beri ha geldi ha gelecek diye bekledik durduk …

5 Shares
+12
Share2
Share1
Email
WhatsApp