17 Ağustos 2017, Perşembe
Ana Sayfa / İlk Kitaplığım / Gofret ile Babası

Gofret ile Babası

Kadıköy’ün sevgi dolu anneleri merhaba,

Babamı uğurlayalı bir ay oldu. Çok sık görüşemezdik ama onun yokluğunu her gün hissediyorum. Çok garip bir boşluk var içimde. O sağken yılda en az bir kez rüyamda kaybederdim onu. Ağlayarak, hıçkırarak uyanır rüya olduğuna şükrederdim. En büyük çocukluk korkularımdan biriydi onu kaybetmek. Çünkü tüm kız çocukları gibi en sevdiğimdi o benim. Peki, bunu ona söyleyebilmiş miydim? Babacık, babacığım, babito, babişko diyerek babasının kucağından inmeyen çocuklardan olmadım hiç. Olamazdım da zaten. Bunda onun da suçu yoktu. Annesiz, babasız sevgisiz büyümüştü. Sevgisini gösteremezdi. Öylesine sessiz sakindi ki çoğu zaman ne hissettiğini bilemezdim. Bildiğim beni sevdiğiydi. Ama bunu söylemedi…Geçen hafta uğradığı insanlık dışı vahşet ile aramızdan ayrılan Özgecan’ın babası kızının mezarının başında af diliyordu. “Seni sevdiğimi söyleyemedim” diyordu. Bizim yaşadığımız coğrafyada sevgiyi söylemek böylesine zor işte. Oysaki neleri neleri halleder sevgi. Bir önceki yazımda da yazdığım gibi sevgi ancak söylenerek, gösterilerek, dokunarak, ilişkilenerek öğrenilir. Sevgi emek ister. İşte burada biz annelere hele hele geleceğin babalarını büyüten annelere çok önemli bir iş düşüyor; bebeğimizin/çocuğumuzun sevgi ve özgürlük gereksinmesini karşılamak.

Bu nedenle bu hafta size bir baba ile oğlunun sevgi dolu masalını anlatan Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış “Gofret İle Babası” adlı kitabı seçtim. Ian Whybrow tarafından yazılan ve Rosie Reeve tarafından resimlenen bu eğlenceli kitap, bebeklerin/ çocukların anlam evrenine uygun bir kurguda aile sevgisini anlatıyor. Sevimli karakterleriyle hemen özdeşim kuracağınız, ustaca atılmış merak düğümleriyle sizi heyecanlı bir maceraya çekecek kitabın konusu kısaca şöyle;

ka-250215-2Fare Susam sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yiyecek bulmak için evden çıkmaya hazırlanmaktadır. Oğlu Gofret’in evdeki güvenliği için ona yapması gerekenleri tekrarlatır. Bir şey unutup unutmadıklarını sorar ve ceketini giyip aceleyle evden fırlar. Gofret babasının dediklerini yapar ancak birden çok önemli bir şeyi unuttuklarını fark eder. Cama vurur, seslenir ama babası onu duymaz. Duyduğu tek şey ağaçların arasından esen rüzgârın sesidir. Gofret hızla düşünür. Sonunda cesur olup babasının arkasından gitmeye karar verir. Çünkü unuttukları şey çok önemlidir. Koşabildiği kadar hızlı koşar ve sürekli babasına seslenir. Ama Fare Susam çok uzaktadır ve onu duymaz. (Burada dilsel metinde yok ama görsel metinde kediyi görürüz. Fare Susam sarman bir kedi tarafından izlenmektedir.) Gofret sürekli olarak yüksek sesle babasına bağırır babası bu kez bir ses duyduğuna emindir ama bu kedinin sesi olabilir bu yüzden sıçrayarak ve zıplayarak daha hızlı yürür. (Bu kez kedinin patisi ile onu yakalama çabasını görürüz. Heyecan artar. Kitap bizi sürükleyici kurgusu ile içine çeker.) Fare Susam koşarak eski taş duvardan geçer, Gofret de biraz arkasındadır. Kedi de onları takip etmekte ve zaman zaman hamle yapmaktadır. Bu yüksek tempoyu soluk soluğa izleriz. Sonunda Fare Susan ambarın deliğinden süzülür ve çuvalına buğday doldurmaya başlar ancak sarman kedicik yanı başındadır. Faremiz hiçbir şeyden habersiz işini hallederken kedi yaklaşır yaklaşır ve tam patisini kaldırmıştır ki Gofretin sesiyle korkuyla miyavlayıp kaçar. Samanların üzerinde yuvarlanan Fare Susam. Şaşkınlık ve biraz da kızgınlıkla oğluna burada ne aradığını sorar. Gofret ise “birbirimize sarılmayı unuttuk” der ve baba oğul birbirlerine sıkıca sarılırlar. Sonrada yiyecekleriyle birlikte eve doğru yolla koyulurlar. O gece harika bir yemek yerler. Yemekten sonra Gofret’in çok uykusu gelir. Babası onu yatağına yatırır ama bu kez oğluna sarılmayı unutmaz. “Seni çok seviyorum canım oğlum” diye fısıldar. Gofret de babasına sımsıkı sarılır. Kitabın bu kısmını okurken ben de İda’ya sımsıkı sarılıp onu öpüp sevdiğimi söylüyorum Öyle güzel bir an yaşıyoruz ki. Fare Gofret haklı, sarılmaktan daha önemli ne olabilir?

Sevgiyle kalın.

Not: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın çocuk kitapları bir harika. Özellikle Neşeli Orkestra Müzikli Kitabım ve Orman Orkestrası Kış Şarkıları Müzikli Kitabım adlı eserlerine ilk kitaplığınızda yer açın. İda ile günde en az bir kez okuyup dinliyoruz ve çok eğleniyoruz.

Hafize Güner

İda’nın annesi, çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmeni, yaratıcı drama uzmanı/öğretmeni, çocuk yogası eğitmeni, drama/tiyatro ve çocuk kitapları yazarı. Şimdilerde Terakki Vakfı Okulları’nda çalışıyor. Moda’da yaşıyor. Dört kedisi, sokak köpekleri, Tilki Toni kitapları ve biricik eşiyle huzurlu ve mutlu.

Bu yazımızı da inceleyin.

Küçük Kitap Kurtları Tatile Giriyor!

Sevgili Kadıköy Anneleri merhaba, İlk Kitaplığım köşesi olarak dolu dolu gerçekleştirdiğimiz üçüncü sezonumuzu arkada bırakıyor …