Ana Sayfa / Eğitim / Prof. Dr. Üstün Dökmen İle Anne-Baba Eğitim Sohbetleri-1

Prof. Dr. Üstün Dökmen İle Anne-Baba Eğitim Sohbetleri-1

Pek Sevgili Kadıköy Anneleri;

Kasım ayında Üstün Dökmen Yaşam Boyu Gelişim ve Eğitim Akademisi tarafından gerçekten çok özelka-18012016-012 bir seminere davet edildik. Seminerin çok kısa özetini instagram ve facebook hesaplarımızdan paylaşmıştık. Prof. Dr. Üstün Dökmen’in “Anne Baba Eğitim Sohbetleri Kasım-2015” etkinliği çerçevesinde 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle “Anne olmak öğretmen olmaktır.” başlıklı seminer, 24 Kasım 2015 Salı günü Ataşehir Yönder Koleji Konferans salonunda gerçekleşti. Kadınlarımıza toplumda verilmesi gereken değer konusu ile başlayan seminerde, sesli söylediklerimizin altındaki gizli mesajlar; üst mesaj alt mesaj, anne babaların çocuklarına karşı kararlı tavır sergilemeleri ve onların önüne her sorunu hazır çözülmüş halde sunulması yerine problemi hafifletip yardım edebilme yolları, toplum olarak hem bireyselci hem toplulukçu olabilmemiz ve çocuklara küçük yaştan itibaren kazandıracağımız öz bakım becerisinin ileride öz güven getireceği konularını tartıştık. Karşılıklı sohbet ortamında gerçekleşen seminer, merak ettiğimiz konuları sorduğumuz bölüm ile sona erdi.

ka-18012016-04Televizyondan defalarca izlediğimiz Prof. Dr. Üstün Dökmen’i tam 2,5 saat boyunca yakın mesafeden dinlemek, sorularımıza samimi cevaplar alabilmek, özel sorunlarımızın çözümlerine belki de bir adım daha yaklaşabilmek müthiş keyifliydi! Yaratıcı dramaya ilgimizi bilen bilir, Üstün Hoca da yüksek enerjisi ve drama yeteneğiyle aktarmak istediği çok önemli konuları bizi zaman zaman güldürerek, zaman zamansa gözlerimiz dolarak izlememizi sağladı… Kendisini dinlerken bol bol notlarımızı aldık, bu değerli bilgileri daha fazla ebeveyne ulaşmak adına artık paylaşıyor olacağız.

Katılımcılara Üstün Dökmen’in harika kitapları hediye edildi. E biz de hazır oradayken kitapları kendi ka-18012016-01ve çocuklarımız adına imzalatma şansı elde ettik, ne mutlu bize! Şimdi hepsi başucu kitabım ve sanırım tüm kitaplarını alıp okuyacağım çünkü gerçekten dünya görüşü olarak inanılmaz uyuşuyoruz.

Özetle konuştuklarımız; “Çocuklarınızı küçük yaşlardan itibaren öz bakımlarını kendileri yapmaları için teşvik edin. Böylelikle öz güvenleri gelişir. Öz güvenleri gelişince arkadaşları olur, ailelerine bağımlı değil bağlı olurlar.”, “Karı-koca tartışmalarında yüzde 100 haklı olamazsınız, çoğunlukla oran %50-%50’dir”, “Çocuklarınız sizin içinizdeki yaraların bantları değildir.”, “Bizim manevi zenginlik sağladıgımız şartlar aslında çocuğun hayatında sosyal geriliğe yol açabilir.”, “2,5-3 yaştan sonra oyun oynadıktan sonra “Haydi bakalım tatlım oyuncaklarımızı yerine kaldıralım.” gibi yaklaşımlarla çocuğu motive edelim. Örneğin odanı topla dedik. Toplamadı. Sonuçlarına katlanmasını sağlamalıyız. Ne yapıyoruz da kurallarımıza uymuyor? Kararlı mıyız kurallarımızda?” Ve de final olarak en önemli sözü şu oldu; “Yaşamın perde aralığında daima bir ışık vardır, yeter ki perdeyi tamamen kapatmayalım!”. Sizler neler düşünüyorsunuz bu konularda?

ka-18012016-05Oğlum Rüzgar Üstün Dökmen’in yazdığı “Piknikte” çocuk kitabını elinden düşürmüyor. Ben de eşim Koray için imzalattığım “Küçük Şeyler 1″ ve kendi adıma imzalattığım “Kelebekler ve İnsanlar” kitaplarını bir solukta okudum. Küçük şeylerden büyük mutluluklar çıkarmak teoride kolay gibi ama sanırım pratik için biraz daha üzerine çalışmak gerekecek. Israrla kütüphanenizde yer alması için Üstün Dökmen’in tüm kitaplarını almanızı öneririm.

Sayın Prof. Dr. Üstün Dökmen’in Uzman Psikolog Süleyman Hecebil ile birlikte pozitif bilim ışığında kurdukları Küçük Şeyler ve Yönder Kolejleri, gözlem ve ispatlanabilirlik üzerine bir eğitim felsefesi benimsemiş, buokulları biraz daha yakından incelemek istiyorum. Birbirinden bağımsız konulardan bahsettiğimiz için(Hocamız biraz Küçük Şeyler kitabındaki gibi bölüm bölüm anlattı) mini başlıklar halinde anlatmak sanırız daha etkili olacaktır;

İkiz Kardeşler

Farklı uzman görüşlerin önerileri ne olursa olsun kesinle sınıfta okumamalılar. Buradaki amaç; çocukların birey olarak, aileden herhangi birinden bağımsız bir sosyal çevresinin oluşmasını sağlamaktır. Yani ikizlerin, nasıl kıyafetleri aynı olmamalıysa, sosyal çevreleri ayrı olmalıdır. İstediklerinde tabi ki birlikte aktivitelere, kurslara katılabilirler.

Anne öğretmense

Anneyle çocuk aynı sınıfta olmamalı. Anne kesinlikle çocuğunu dersine girmemeli.

Kontrast etki

Eğer çocuğun okulda bir hareketi değiştiyse demek ki ev hayatında bir değişiklik olmuştur. Eğer evdeki davranışlarında bir farklılık varsa o halde okulda bir durum yaşamıştır. Evde bastırılan çocuk okulda çok konuşur.

Kadın erkek eşitliği.

Pozitif bilim ve kadın- erkek eşitliği bir lüks değildir. Zaruridir. Cumhuriyet’in yaşaması için Cumhuriyet balolarının yaşaması gerek. Bu kadın-erkek eşitliğidir. Bu yazılı olmayan bir analizdir.

Eğitim savaşı.

190-32 yıllarında Kırşehir’deki öğretmenler 3 aydır maaşlarını alamayınca Ankara’ya Mustafa Kemal’e telgraf çekerler. Mustafa Kemal yanındakileri de alıp 12 saatlik yol sonunda okula gider ve okulun yöneticilerine söver. Şimdi Üstün Dökmen okullarında da işte bu hasiyet var. Mesela Küçük Şeyler ve Yönder Okulları isim hakkını franchise sistemiyle veriyorlar ama bunun gibi en ufak bir aksaklıkta anında tabelayı indiriyorlarmış.

ka-18012016-10Eş seçerken

Ergenlikle kendimize benzeyen insanlarla birlikte olmak isteriz. Ana bu evlilik için yeterli değildir. Ömür boyu sürecek evlilikler için kendimizden farklı kişilikte birini seçmeliyiz. Bu da ancak deneyim gerektirir. Yani kısaca Hocamız gençlikte eğlenin gezin diyor 🙂 Kendisinin de birisi evlenmek üzere olan iki kızı var. Kendisi de benim gibi tek çocukmuş.

%100 haklı olma

Aile hayatında %100 haklı olma yoktur. Küçükken babasının annesiyle kavgalarında babasını %100 haksız bulurmuş. Babası da ona baba olduğunda beni anlayacaksın dermiş. Öyle de olmuş. Demek ki tartışmalarda bir tarafın %100 haklı olma gibi bir durumu yok. %1 de olsa karşı tarafın haklı olduğu bir yan mutlaka vardır. Atatürk’ün eşiyle ilişkisinden de örnek verdi. İkisi de Aslan burcu. Mustafa Kemal kendisine bir dişi Aslan seçmiş yani. Aman yapma etme bak Atatürk özel kişilik deseler de kavga kıyamet. Çünkü Atatürk’ün ergenliği asker olarak geçmiş, kimseyle özel arkadaşlık kurma şansı bulamamış. Evlenme çağına geldiğinde ise kendisine benzer biriyle evlenmiş. Sorun da buradan çıkmış, sağlıklı bir ilişki için benzer değil benzemeyenlerle evlenin diyor Hocamız!

Çocuk yanında kavga etme-barışma

Çocuğun yanında kavga etmiş olabilirsiniz. Ama kapalı kapılar arkasında barışırsanız çocuk sizin barıştığınızı asla bilmez. Her ikisi de göz önünde olsun ki işin tatlıya bağlandığını görebilsin çocuk aksi takdirde bir ebeveyne karşı güvensizlik başlar. Tartışmalarınız da her zaman yapıcı olsun. Klasik türk erkekleri hep analarını mağdur görüyorlar. Hocamız da öyle görmüş. Keloğlan masalındaki gibi, hep gariban anasını mutlu etmeye çalışır. Hikayenin sonunda hep anasını rahat ettirir. Her Türk annesinin inde bir şunu da anama alayım, onu rahat ettireyim hissiyatı vardı 🙂 Kimse tutup da babama ileride bir ev alayım demez 🙂

Bireysel çocuk yetiştirmekka-18012016-11

Kapitalist sistemde örneğin ABD’de bireysel sistem hakim, Araplarda toplulukçu, Japonlarda hem bireysel hem toplulukçu. Biz de hepsinin ortasını bulmalıyız.

Gizli mesajlar

Bu bölüme Küçük Şeyler-1 kitabında da bahsediliyor detaylı olarak. Söylemlerimizde, sesli söylediklerimizin altında bir de gizli mesajlar vardır. Örneği de zavallı pek sevdiğimiz FIRAT karakterinden verdi. Karikatürde annesi Fırat’a, “Oğlum berbere git de şu saçlarını kestir” der, çocuk berbere gider, “Saçlarımı kestireceğim ama sağını, solunu enseyi kes, tepesi kalsın”, berber sorar “Annen bize kızmasın?”, “Hayır, annem benim tercihlerime karışmaz” der. Berber çocuğun saçını keser ve “Kolonya süreyim mi?” diye sorar, “Yoook, jöle sürelim” der. Tepede kalan tutamı, yukarı doğru jöleletir. Çocuk eve gider, annesi, onu görünce, “Bu halin nee?” diye söylenir ve çocuğu aldığı gibi yine berbere götürür. Berbere de söylenir “Siz esnaflar hep aynısınız, ne hale getirmişsin çocuğun saçlarını, 3 numara yapıver” der ve çocuğun saçlarını kestirir. Berber çocuğa sorar, “Kolonya süreyim mi?”, çocuk üzgün bir halde “Evet” der.

ka-18012016-13Burada annenin çocuğuna verdiği gizli mesaj: “Senin tercihlerinin hiçbir önemi yok”, “Sen, saçının nasıl kestirilmesi gerektiğine karar veremeyecek kadar beceriksizsin” Üst mesaj ise; 3 numara saç!

Bir diğer örnek ise; Anne çocuğa “Odanı topla” diyor, bunu birkaç kez söylüyor, en sonunda, çocuğun odasına girip, söylenmek suretiyle çocuğun odasını topluyor.

Çocuğa verdiği gizli mesaj: “Sen yay mabadını çocuğumm ben buradayım, ne de olsa toplayacağım ben senin odanı. Bu nedenle asla “Odanı topla” sözümü ciddiye alma! Çünkü anne, odayı toplamama konusunda kararsız. Otoritesi sabit değil.

Askerde ne yapıyorlar? “Yatağını topla” diyor üst rütbedeki, asker de topluyor, hatta üzerinde para sektirirler, o kadar düzgün toplanıyor yataklar. Demiyor ki, “Çekil şuradan, bir yatağını toplamadın, beni 10 kere söylettin, ben toplayacağım”

Son örnek ise bize daha uygun 🙂 Anne, bebeği ağladığında hemen yanına gitmiyor ve ağlamasına müsaade ediyorken, evdeki bir büyük gelip “Ama kızım çocuk çatladı ağlamaktan” diyor. Buradaki gizli mesaj “Yahu sen ne biçim annesin, çocuk geberdi ağlamaktan, çekil kenara :)”

Kurallar, disiplin

Disiplin sağlayabilmek için mutlaka kural koymalıyız. Yemek saatleri belli olacak örneğin, o saatte sofra kurulacak.ka-1801201-12 Yemiyor mu? Bir sonraki yemek saatinde yiyecek. Yemek saatinin dışında acıkıyorsa (yemek yemediği için acıkıyorsa) “Üzgünüm, yemek saati değil, sofra kuramam” denecek. Onun haricinde tabi ki ara öğünler olabilir, 1 meyve, azıcık kuruyemiş vs. gibi.

Aile büyüklerinden herhangi bir kuralları çiğniyor, disiplini bozuyorsa sizin evinizde, onu kenara çekin ve öpün, “Anneciğim- babacığım, çocuğumuzun önünde bizim otoritemizi sarsma, Üstün hoca böyle dedi” deyin 🙂 En çok bu öğüdü sevdim 🙂 Ama sakın, çocuğu büyük anne- büyük babadan, sırf sizin otoritenizi sarsıyor diye uzaklaştırmayın. Onlarla olmak, çok büyük bir kültürel zenginliktir, parayla satın alamazsınız böyle bir şeyi.

ka-18012016-09Çocuk büyükanne-büyükbabanın evinde 00.00’a kadar uyumuyor, evde uyku saati olan 21.00’de yatıyorsa ve bunun üzerine “Ama dedemlerde 00.00’a kadar uyumuyorum, neden burada uyuyayım?” diyerek yatma saatini protesto ediyorsa, “Bizim evimizde böyle. O dedenlerin evinin kuralı” diyerek, “Biz” mesajını mutlaka vererek durumu açıklayabilirsiniz. Bu da gerçekten pratikte uygulanabilecek bir söz.

Bağımlı değil bağlı çocuklar yetiştirmek

İki tür bağlanma vardı, sağlıklı ve sağlıksız bağlanma. Evde bakıcı varsa 3 yaşına kadar çocuk okula gitmeyebilir. En az 1 sene de ana okuluna gitmelidir. Bağlanma tarzı İlkokul civarında netleşir. Çocuklar, yaşlarına göre, öz bakımlarını kendileri yapabilecek şekilde eğitilmeli. Bir çocuğun öz bakımını, sürekli annesi/babası/aile büyüğü yapıyorsa, o çocukta aileyi kaybetme korkusunun daha fazla olma olasılığı yüksek. “Annem/babam olmazsa ben bir hiçim” bilinci yerleşiyor çocukta.

Yılmazlık / yılmışlık

Bilimsel olarak tüm dualar iyileştir ama neye dua ettiğin önemli değil. Önce inanmak ve istemek, yaşamı istemek gerek. Yaşama karşı istekli olmak gerek. Yaşamın perde aralığında daima bir ışık vardır. Yeter ki perdeyi tamamen kapatmayın, depresyon için ilaç ve tavsiye olmaz. Onu kendiniz yenmelisiniz.

Bu bilgilendirici ve çok etkileyici seminer için Sayın Prof. Dr. Üstün Dökmen’e ve ATAŞEHİR YÖNDER KOLEJİ’ne çok teşekkür ederiz. Sizler de bir sonraki seminerde aramızda olabilirsiniz. Kadıköy Anneleri’ne özel20 kişi misafirimiz olarak aşağıda detayları bulunan ikinci seminere katılmaya hak kazanacak. Bu yazının altına yorum bırakan ilk 20 kişi bizimle birlikte seminere katılacak!

“Eğitimci, yazar, psikolog ve TV programcısı Prof. Dr. Üstün Dökmen‘in katılımıyla, Türkiye’nin önde gelen blogger’larına özel olarak gerçekleştirilecek “Veli Olmak, Okullu Olmak” başlıklı konferans, 8 Haziran 2017 tarihinde saat 14.00’te Ataşehir Yönder Okulları Konferans Salonu’nda gerçekleşecektir.

Yorumlarınızı bekliyoruz!

Aslı Altınok Erdal

1982 Çan/Çanakkale doğumlu Aslı(Nam-ı diğer “Muhtar Anne”), 2004 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. 2004-2006 yılları arasında Chicago, ABD’da Au Pair olarak çalışırken College of Dupagete İşletme ve Uluslararası İlişkiler dersleri aldı. 2007 yılından bu yana çalıştığı Uluslararası Fuarcılık sektöründe 20’den fazla ülke, 40’tan fazla dünya şehrine seyahat etti. Temmuz 2012’de 3 yıllık hayat arkadaşı Koray’la evlendi. 13 Ocak 2014’te oğlu Rüzgar’ın hayatına girmesiyle birlikte ikamet ettiği Kadıköy’de, kendisi gibi hayattan zevk almayı bilen annelerin bir araya gelip deneyimlerini paylaştığı Kadıköy Anneleri’ni kurdu. Oğlu 7 aylık olduğunda tam zamanlı çalışma hayatına geri döndü. Halen fuarcılık işi, Kadıköy Anneleri, fotoğrafçılık ve aile hayatı dörtgeninde hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Bu yazımızı da inceleyin.

Ebeveynler Hiperaktif Çocuklarına Nasıl Yaklaşmalı?

Sevgili Kadıköy Anneleri ve Babaları; Eğer aşağıdaki belirtilerden büyük çoğunluğunu çocuğunuzda gözlemliyorsanız; problemin dikkat eksikliği ve …

  • Duygu Özbey

    Merhaba ,
    12 aylik kizim icin faydali bir seminer olacagini dusunuyorum..uyku ve emzirme konusunda desteginizi rica eder,seminere katilimimi onemle arz ederim..

  • Ebru Polat Deniz

    Birincisine katilamamistim.Paylasiminiz icin tesekkur ederiz. İkincisine katilmak isterim. Cekilise benide dahil edermisiniz ltf.

  • Aslı Cebeci

    Çok keyifli bir yazı olmuş, iki defa okudum 😊

  • Pingback: Prof. Dr. Üstün Dökmen İle Anne-Baba Eğitim Sohbetleri-1 | Budamedya()

  • Ezgi Çankaya Dollun

    Birincisini kacirmistim umarim bu sefer katilma sansim olur 🙂

  • Muge Bati Bulbul

    Katilmayi cok cok isterim, kacmaz bir firsat 😊

  • Çiğdem

    Belki şanslı kişi ben olurum:)

  • Elif Alptekin

    Ben de hem bir öğretmen hem de bir anne olarak katılmak isterim. Öğrencilerime ve bebeğime faydası olacağını biliyorum çünkü hocayı her zaman dikkatle takip ediyorum.

  • Aysegul Yuce

    İşte bu tam benlik!!! umarım o kişi ben olurum 😉

  • Aysegul Yuce

    İşte bu tam benlik!!! umarım o kişi ben olurum 😉

  • Ayşem Atılal

    3 yaşında oğlum var yararlı olacağını düşünüyoruz eşimle birlikte Katılmak isteriz😀

  • Ayşem Atılal

    3 yaşında oğlum var yararlı olacağını düşünüyorum Katılmak isterim 😀

WhatsApp
Email
Share
Tweet
Share