Sevgili Kadıköy Anneleri merhaba, üç haftalık yarıyıl tatili sona erdi. Aslında bizim tatilimiz bir hafta önce bitmişti. Yani biz iki hafta tatil yaptık. Ama bu iki hafta bile birinci sınıf öğrencisi oğlum İda’ya ve haftada yirmi küsur saat çevrim içi yaratıcı drama ders yapan bana çok iyi geldi. Neler yaptık bu tatilde? Manu Chao eşliğinde bolca dans ettik. En sevdiğimiz açık hava etkinliği Naturpirat ile yaptığımız orman pedagojisi oldu. Keşke daha fazla katılabilseydik. Tadı damağımızda kaldı. En sevdiğimiz kutu oyunu monopolydi. Yılbaşı hediyesi olarak oğluma aldığım bu oyunu günde birkaç kez oynadığımız bile oldu. En sevdiğimiz ev içi oyunların başında ise yastık savaşı ve çorap kapmaca geldi. En sevdiğimiz çizgi film Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı adlı filmdi. Bu yazının asıl konusuna gelirsek, tatilde neler okuduk?

Tatilde Neler Okuduk?

Tabii ki bol bol kitap okuduk. İda okumayı öğrendi ancak henüz okuması akıcı ve hızlı okuyamadığı için ona kitap okumaya devam ediyorum. Bazen kitabı paylaşımlı okuyoruz. Okuma hızı artınca da onunla kitap okumaya devam edeceğiz. Çünkü kitap okuma saatlerimiz bebeklikten beri en sevdiğimiz zamanların başında geliyor. Sizin için tatilde okuduğumuz ve çok sevdiğimiz yeni kitapları listeledim. Bu listeden Bir Kutup Ayısı Kapını Çalarsa” adlı kitabı sizlere birazdan anlatacağım.

En Yeniler, Çok Sevilenler…

  • Gökte Bir Tekne, Quentin Blake, Çeviren: Emrah İmre, Can Çocuk, 2021. (Bu kitapla ilgili yazımı Sanat Kritik sayfasından okuyabilirsiniz.)
  • Üç, Stephen Michael King, Çeviren: Sarp Dakni, Meav Yayıncılık, 2021.
  • Saçaklı Cadı ve Dev Günebakan, Elif Gözde Dal, Nesin Yayınevi, 2021.
  • En Güzel Bahçe, Luca Tortolini, Resimleyen: Beatrice Cerocchi, Çeviren: Ceylan Aran, Redhouse Kidz, 2021.
  • Bir Kutup Ayısı Kapını Çalarsa, Jion Sheibani, Çeviren: Gizem Şakar, Timaş Çocuk, 2021.

Tatil Rüzgâr Gibi Geçti

Evet, işte tatil rüzgâr gibi geçti. Yeni döneme başlayacak tüm öğrencilere, ailelerine ve öğretmenlere kolaylıklar diliyorum. Çünkü birilerinin zannettiği gibi bu dönem hiç de kolay geçmiyor. Öğretmenler bırakın rahata alışmayı bedensel ve duygusal olarak çok yıpranıyorlar. Yeniden tatile dönersek eşim Hasan ve ben yeni öykülere yelken açarken İda da “İda ve Lokum” kitapçıkları yaptı. Lokum bizim üç kedimizden bir. Kısaca okuduk, yazdık, oynadık, uyuduk, yürüdük, durduk… Bir de hep yukarı baktık!

Bir Kutup Ayısı Kapını Çalarsa

Gün geçmiyor ki çevreye, doğaya yönelik bir katliam haberi duymayalım. Öyle ki artık hangi kıyımızı, hangi nehrimizi, hangi dağımızı savunacağımızı şaşırdık. Son olarak geçtiğimiz hafta Muğla’nın Köyceğiz İlçesi’nde bulunan Sandras Dağı’na on iki maden ruhsatı verildiğini öğrendik. Bu bölgenin 1995 yılında birinci derece SİT ilanı edilmesine rağmen alınan bu kararla otuz üç bin ağacın kesileceği ve on bir ton patlayıcının kullanacağı söyleniyor. Tüm bu katliamlarının doğrudan ve dolaylı olarak bizleri nasıl etkileyeceği düşünülmüyor mu? Daha önceleri iklim değişikliği olarak adlandırılan küresel ısınma kaynaklı doğal felaketler ve iklim değişiklikleri, durumun vahameti ve aciliyetini vurgulamak amacıyla artık iklim krizi olarak adlandırılıyor. Evet, durum artık kriz seviyesinde. Aslında bunun da sonuçlarını görmüyor, yaşamıyor değiliz. Bunun sonuçları sadece iklimsel değil sosyolojik de. İşte Jion Sheibani tarafından yazılan ve resimlenen, Gizem Çakar’ın çevirisiyle Timaş Çocuk etiketiyle yayınlanan bu kitap tam da buna işaret ediyor.

Dedesiyle kumsalda vakit geçiren Lili (Kitapta Lili kumsalda dedesiyle oyun oynuyordu yazıyor ama resimlerde dedenin gazete okuduğunu Lili’nin de tek başına oyun oynadığını görüyoruz.) uzakta bir şey fark eder. Çok geçmeden biri sürü kutup ayısı renkli bavullarıyla yavaş yavaş erimekte olan buzların üstünde kıyıya doğru süzülürler. Kıyıya çıkan kutup ayıları son derece kibar bir şekilde Lili’den yardım isterler. Lili evlerindeki misafir odasını ve bahçedeki ağaç evi düşünerek kutup ayılarını evine davet eder. Lili’nin annesi kapıdaki kutup ayılarını görünce neredeyse baygınlık geçirir. Ama sonra onları çay içmeye ve kek yemeğe davet eder.

İda’nın en sevdiği sayfa…

Kutup ayıları Kuzey Kutbu’ndan başlayan uzun ve tehlikeli yolculuklarını anlatırlar. Bu anlatım telli çalgı eşliğinde bir şarkıdır. Ardından akşam yemeği için sofraya oturulur. Kutup ayılarıyla Lili’nin ailesinin birlikte yemek yediği bu sayfa sanırım oğlum İda’nın en sevdiği sayfa. Diliyle tabakları yalayan kutup ayılarına çok gülüyor. Haksız da değil kitaptaki kutup ayıları öylesine sevimli ki. Bu sayfada da Lili’nin ailesi olarak sadece annesi ve dedesini görüyoruz. Yemekten sonra yaşanan uykuya hazırlık da yemek saati kadar eğlenceli. Kutup ayıları yastık savaşı yapıp, hoplayıp zıplayıp dişlerini fırçalayıp kendilerine masal okuması için Lili’nin yatağına doluşurlar. Sonra da uykuya dalabilmek için boş bir yer buluyorlar. Bu sayfayı da çok seviyoruz. Evin çatı katından, bodruma kadar evin her yerinde bir kutup ayısı var. Tuvalette klozette, banyoda küvette, mutfakta masanın altında… Evin dışında garajın üstünde, bahçedeki çadırda, Lili’nin ağaç evinde…

Lili’nin ailesinden sonra sıra şehirdekilerle tanışmaya geliyor. Çocuklar kutup ayılarını görünce seviniyorlar ama büyükler bu durumdan hiç hoşlanmıyor. Büyüklere göre kutup ayıları hem vahşi hem de şehirde çok yer kaplıyorlar. İşte buradan sonra kitap sadece iklim krizi üzerine değil öteki kavramı üzerine de düşündürüyor okuru. Farklılıklara rağmen bir arada uyum içinde yaşayabileceğimizi anlatıyor. Aynı toplum içinde bile ayrıştırılan bizler için oldukça önemli bu ileti. İnsanlar zaman içinde kutup ayılarını içlerine kabul ediyorlar. Kutup ayılarının da kendi apartmanları, daireleri ve işyerleri oluyor.

Kutup ayıları sonunda kendilerini evlerinde hissediyorlar. Ancak kitabın hem ön iç kapağında hem de son sayfasında olan görsel, aslında iklim krizi ve mültecilikle ilgili bu sürecin belirli politikalar geliştirmeden bitmeyeceğini gösteriyor. Görselde kapıyı açan şaşkın bir kutup ayısının evinin önünde onlarca penguen görüyoruz. Sonu yaşamın hakiki döngüsünü işaret eden kitapları seviyorum. Bu köşede yazdığım kitapların içinde “Benim Minik Balığım” ve “Gergedanlar Krep Yemez” ilk aklıma gelenlerden. Bu iki kitabın sonu da aynı şey var. Kitap isimlerinin üstüne tıklayarak yazılarımı okuyabilirsiniz.

Jion Sheibani

Tatilde neler okuduk yazımızın son kitabın yaratıcısı web sitesinde kitabı hakkında “Lily & The Polar Bears, ilk resimli kitabım ve Ağustos 2018’de Faber ile yayınlandı. Bir sahil kasabasına yerleşen bazı mülteci kutup ayıları hakkında eğlenceli bir hikâye. Umarım küçük çocukların çevre ve göç hakkında düşünmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda neşeli bir kıkırdama yaşarlar!” demiş.  Evet, biz oğlum İda ile hem bolca kıkırdadık hem de bu konular üzerine bolca sohbet ettik.

Sanatçının sitesini ziyaret etmenizi öneririm. Hem kendisi hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşabilir hem de siteden kitabın çocuklar için hazırlanmış aktivite kitapçığını indirebilirsiniz. Ayrıca ebeveynler ve öğretmenler için hazırlanmış yararlı kaynaklara da ulaşabilirsiniz. Kitabın sonunda da çocukların düşünüp yaratıp yazıp çizmeleri için sayfa ayrılmış. İlk Kitaplığım’a ilk defa konuk oluyor Timaş Çocuk. Madem ilk kez konuk oluyor o halde bu yayınevinden Ayşegül Dede’nin iki yeni kitabı çıktı. Öykü Akarca’nın resimlediği “Duvarın Arkasında Ne Var?” ile “Biri, Diğeri, Öteki, Beriki” iki kitabın haberini de sizlere vermiş olayım. Yazarın adının üstüne tıklayarak onunla daha önce yaptığım röportajı okuyabilirsiniz.

Tatilde neler okuduk yazımızda İda’nın yarıyıl tatilinde okuduğu ve sevdiği yeni tanıştığımız kitapları sıraladık. Bir başka yazıda ama daha da güzeli yakında yapmayı planladığımız Küçük Kitap Kurtları Bahar Buluşmamızda görüşmek üzere.

Sevgiler,
Hafize Güner

 

 

 

 

 

Önceki yazıSevgililer Günü’ne Özel Pırlangıç Çocuk Şarkıları Konseri
Sonraki yazıİlham Veren Babalar: Kalpten Baba Serkan