11 Aralık 2017, Pazartesi
Ana Sayfa / Doğum Hikayesi / Benim Doğum Hikayem

Benim Doğum Hikayem

14 Ocak 2013 Pazartesi günü gitmiştik sonuncu kontrole. Herşey normaldi. Hafif akıntım oluyordu ama doktorum bunu normal olduğunu söylemişti. Aslında ona başından beri hiç güvenmemiştim. Bana 19. haftamda aşırı doz progesteron dayadığında kullanmamalıydım (gerçi zaten verdiği dozu kullanmadım ama sanırım hiç kullanmamalıydım), bunu da biliyordum. İyi bir doktordu belki ama bana hiç iyi doktorların yaptığı açıklamalardan yapmazdı. Sorularımı “Herşey normal” diyerek atlatırdı hep. Aslında boynunda beşi bir yerdeleriyle günlerde hayal edince hayale cuk oturuyordu ama bu masanın arkasına oturmayan bir şeyler vardı onunla ilgili…O zaman hamileliğin kaygıları bastıkça sesimi çıkarmadım, içgüdülerimi dinlemedim, dinledim de pek bir şey yapamadım, zaten kayınvalidem bulmuştu doktoru, ona da ayıp olmasın dedim falan…O kadar pahalıydı ve ben beş kuruş vermeden gidiyordum.

Sus Zeynep, sus.

ka-18-05-2015-dogumAma yanlış yapmışım. Çünkü hayatımın geri kalanında unutmayacağım ve hiç atlatamayacağım dev bir hayal kırıklığım ve eksiklik hissim oldu. Üzerinden iki yıldan fazla zaman geçti, hala kendimi avutacak bahane uyduramıyorum-ki bu konularda çok başarılıyımdır. “Sağ ol doktor hanım, eline sağlık, benim gibi çok hamile var mı acaba doğumunun içine ettiğin? Bir gün başına daha büyüğü gelsin!” demekle yetiniyorum.

14 Ocak’ta her şey normaldi, evet. Sonra eve geldik, her an doğururum heyecanıyla eğlendim güldüm, hafif sancım vardı ama sık değildi, “Bana öyle geliyordur.” deyip çok da takmadım. Kendimi son derece hazır hissediyordum doğurmaya. “Binlerce yıldır milyonlarca insan doğurmuş, ben mi doğuramayacağım? Çatır çatır doğururum!” diyordum. Annem beni amma da kolay doğurmuştu yahu, ben de bunun üstesinden en iyi biçimde gelecektim. Ama sezaryen olma ihtimalini hiç düşünmedim. Hiç hazır değildim. İlaç bile kullanmayan biri olarak epidural sezaryenin ne denli beni mahvedeceğini hiç hesaba katmamışım… Sancılarımın akabinde sabaha karşı hastaneye gittiğimizde yalancı sancı olduğunu öğrenip yaklaşan doğumumun sevinciyle eve döndüm. Cuma’ya dek fazla bir sancı çekmedim ve 18 Ocak Cuma günü rutin kontrole gittim. Doktorum “Senin suyun bitmiş. Bugün doğuruyorsun.” deyince bir korku sardı haliyle. Ama hazırdım. Odama çıkıp suni sancıya bağlandım. 5 saat sancı çektim. Hemşireler beni birbirlerine gösterip durdular, “Kadının sancısı 100’lerde ve bağırmıyor, baksana şuna.” diye. Hissetmiyordum ben ağrı falan, renk algılarından bahsediyordum sonradan adını oğluma ilk ad olarak koyacağım Güzel Sanatlar mezunu bir hemşireyle.  Ara ara doktor gelip açılma var mı diye bakıyordu. Kaç santim var ya da yok, bana söylemedi hiç. Yürümek istedim ama bırakmadılar. NST’ye bağlı kalmam gerekiyormuş. Doktor değilim ama bana kalırsa beni basbayağı yıldırmak için bunları yaptılar. Kaygılarımı suistimal ettiler. Öyle hissettim. Saatlerimiz 16:30 olduğunda doktor son kez odama gelip açılma durumuma baktı ve “Açılma yeterli değil, suyu sıfır bebeğin, hemen sezaryene alıyoruz.” dedi. Galiba doktorumun Cuma gecesi için planları vardı. Hissettiğim yetersizlik duygusunu kelimelerle ifade etmem zor. Asansörle ameliyat odasına inişimi her hatırladığımda hala ağlıyorum. O ismini oğluma verdiğim hemşire ve bir hasta bakıcı vardı yanımda, beni teselli etmek için çok uğraştılar ama onlar konuştukça daha da beter oldum. İçeride omuriliğime epidurali dayadılar, yattım. Sonra minik oğlumu kesip aldılar, mosmor bir çirkin ördek yavrusu çıkardılar içimden. Dokundurtmadılar bile. Beni ziyadesiyle diktiler, oğlumu yıkayıp temizlediler, kontrollerini, aşılarını yaptılar, sonra beni yukarı çıkardılar ve yanıma geldi nihayet. Hemen sarılıp emzirdim.

Sonraki iki gün olayın şoku üstüne post-partum da binince kabus gibi geçti. Uyuyamadım. Kalkamadım. Yürüyemedim. Binlerce ilaç vardı içimde ve bir türlü kendime gelemiyordum. Bütün dengem bozuldu. Altüst oldum. Mahvoldum. 5 adımı ikinci gün zar zor atabildim. Kendime gelebilmem iki haftayı buldu. Kafamdaki “acaba”lar ise hiç susmadı. Devlet hastanesinde suyu bitince suni sancı verilip doğuran arkadaşlarımı dinledikçe “acaba”larım hiç susmayacak. İstanbul’un kadın doğum alanındaki en iddialı özel hastanelerinden birinin magazin eklerindeki doktoru, ona da bir başka doktor bunların aynısını yaşatır elbet diye umuyorum. Başka da bir avuntu bulamıyorum. Onun “sayesinde” kadın olarak hep bir eksiğim varmış gibi hissedeceğim.

Zeynep Özdamar

Evrim Güneş’in annesi. 2003 İTÜ Şehir ve Bölge Planlama, 2006 İTÜ Kentsel Tasarım yüksek lisans mezunu. 2006-2007 yılları arasında Londra’da kalıp kendini aradı. Uzun yıllar özel sektörde çalıştıktan sonra 2009’da Kültür ve Turizm Bakanlığında uzman olarak görev yapmaya başladı. Halen görevine devam ediyor. 2012 yılından beri Kadıköy’de oturuyor./author]
Zeki Çocuk Anaokulu

Bu yazımızı da inceleyin.

Kadıköy Anneleri 3 Yaşında & En Çok Okunanlar

Pek Sevgili Kadıköy Anneleri; Bildiğiniz gibi Haziran 2014’te kurulan www.kadikoyanneleri.com, 13. Altın Örümcek Web Ödülleri’nde 37 kategoride, 300’den fazla …

error: Yazılarımızdan memnun kaldıysanız, kopyalamak yerine paylaşabilirsiniz... Sevgiler! ʕ•ᴥ•ʔ
43 Shares
Share40
+13
Email
WhatsApp
Share