Ana Sayfa / İlk Kitaplığım / Balıkçı Osman

Balıkçı Osman

36 Shares

Sevgili Kadıköy anneleri merhaba,

Öncelikle yeni okul dönemimiz hepimize hayırlı olsun. Çocuklarımız için keyifli, bol keşifli bir yıl olsun. Okullar açılalı bizim için bir hafta oldu. İda’nın ilk haftası gayet iyi geçti. Umarım bütün yıl böyle devam eder. Bizim için okulun en zorlayıcı yanı eve olan mesafesi. Evimiz Moda’da, okulumuz ise Etiler’de. Okulumuz diyorum çünkü oğlum çalıştığım okulun anaokuluna gidiyor. Birlikte gidip geliyoruz. Her gün pek çok toplu taşıma aracı ve sıkça taksi kullanıyoruz. Tüm bu uzun yolda tabii ki en büyük yardımcım kitaplar. Sırt çantamda beş -altı kitap eksik olmuyor. Vapurda, metrobüste, metroda kitap okuyoruz. Çoğu kez, “Fotoğrafınızı çekebilir miyiz?“ sorusuyla karşılaşıyoruz. Oysaki yaptığımız oldukça sıradan bir eylem. Oğlumun eline bugüne kadar hiç telefon vermedim ve telefondan ya da tabletten hiçbir şey seyrettirmedim. Elbette çizgi film izliyor. Kitaplar kadar filmleri de çok seviyor. Doğrusu ben de Peppa Pig ve Maşa ile Koca Ayı’ya bayılıyorum. Uygunsam oğlumla birlikte izliyorum. Zaten bilmediğim hiçbir filmi ona izletmiyorum. Kitapları da her zaman önce ben okuyorum sonra onun seçkisine bırakıyorum. Filmlerden de iki, üç tanesini önerip onun seçmesini sağlıyorum.

Geçen hafta hava birden soğudu ve sezon öyle hızlı başladı ki bir ara sanki okul açılalı haftalar olmuş gibi hissettim. Geçen Cuma günü ruhum öyle sıkıldı ki eve vapurla dönmeye karar verdim. Beşiktaş’tan vapura biner binmez yağmurluklarımızı giyip arka güverteye kurulduk. Yunusları görürüz ümidiyle denizi seyrederken bir ara kafamı kaldırıp şehre baktım ve kendi kendime Teoman’ın o şarkısını mırıldadım.

Akşama doğru azalırsa yağmur
Kız kulesi ve adalar
Ah burada olsan çok güzel hala
İstanbul’da sonbahar…

Tam da kendimi İstanbul’un büyüsüne kaptırmıştım ki İda; “Haydi anne kitap okuyalım.” dedi ve çantamdan tam da bu büyülü ana yakışır bir kitap seçti. Anne Hofmann imzalı, Şeyda Öztürk çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’nın yayınladığı “Balıkçı Osman” adlı bu kitap, sıra dışı bir balıkçı hikâyesi. Haydi gelin kitabın sayfalarını birlikte çevirelim.

Bu yazıyı İstanbul sevdalısı arkadaşlarınızla da paylaşın 🙂Click To Tweet

Açlıktan gözleri dönmüş iki uyanık martı, Balıkçı Osman’ın peşindedir. Kendi paylarına da bir iki balık düşer umuduyla Osman’ın yanından ayrılmazlar. Ama Balıkçı Osman’ın niyeti bambaşkadır. Her seferinde isteklerine ulaşamayan martılar pes etmeyip Balıkçı Osman’ı yola getirmeye çalışırlar. Ama Osman balık yerine ıvır zıvır tutmaya devam eder. Martıların açlıklarına bu kez bir de merak eklenir. Osman’ın denizden tuttuğu çerçöple ne işi olduğunu anlamaya çalışırlar. Gece olup hava kararınca Osman deniz kıyısına oturur ve oltasına takılan şeyleri bir araya toplayarak onları eğip bükmeye, şurasını burasını değiştirmeye başlar. Osman’ın bu hurda yığınında herkesi kendine hayran bırakacak bir şeyler vardır: Anılar, düşler ve büyüleyici şeyler.

Balıkçı Osman, sadece konusu ve metniyle değil resimleriyle de oldukça ilgi çekici bir kitap ve tam bir İstanbul masalı. Kitabı elinizden bırakamayıp uzun uzun resimlerinize bakacağınıza eminim. Bu arada başta yazdım ama tekrar edeyim bu sımsıcak İstanbul kitabı Berlin’li ve üç çocuk annesi bir sanatçıya ait. Yabancı bir sanatçının gözünden yaşadığımız şehre bakmak da çok hoş doğrusu. Ne dersiniz? Bence bu hafta iş çıkışı Kadıköy Çarşı’daki Yapı Kredi Yayınları’na uğrayın. Çünkü kitap sadece çocuklarımızın değil bizim de çok seveceğimiz türden bir başucu kitabı…

Sevgiler,

Hafize Güner

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini Çocuk Gelişimi ve Eğitimi üzerine, yüksek lisansını ise Yaratıcı Drama üzerine yaptı. Doktora düzeyinde Çocuk Edebiyatı dersleri aldı. 2005 yılından beri Terakki Vakfı Okulları’nda Yaratıcı Drama Uzmanlığı/Öğretmenliği yapıyor. Sanat yoluyla öğrenme, eğitim için tiyatro konusunda projeler yürüttü ve bu konularda bildiriler yayınladı. “Yaratıcı Drama Köprüsü” adlı sempozyumun öncülüğünü ve koordinatörlüğünü yaptı. “İlköğretimde Yaratıcı Drama” ve “Eğitim İçin Tiyatro Uygulamaları” adlı iki kitap yazdı. Tilki Toni’nin yaratıcısı, “İyi Ki Varsın Tilki Toni” serisinin yazarı. “Aslan’ın Doğum Günü” ve “Park Canavarı” adlı resimli çocuk kitapları da bulunan Güner, kitapların çocuk okurla buluşması için sanatsal çalışmalar yürütüyor ve performanslar yapıyor. Çocuk yogası eğitmeni ve aynı zamanda hikaye anlatıcısı olarak  “Masal Yoga” kavramının öncüsü ve yürütücüsü. Şimdilerde “İda ve Mila” adlı  yeni  serisinin yayına hazırlanmasını heyecanla takip ediyor. Serinin ilk kitabı olan Kuş Gibi’nin raflarda yerini almasının sevincini yaşıyor. Kadıköy Anneleri web sitesindeki “İlk Kitaplığım” adlı bu köşede üç yıldır düzenli olarak çocuk edebiyatı yapıtlarını tanıtıyor ve yılda dört kez olmak üzere Küçük Kitap Kurtları Buluşmaları düzenliyor. 3.5 yaşındaki oğlu İda, eşi Hasan Nami ve kedileriyle birlikte Moda’da yaşıyor.
36 Shares
Zeki Çocuk Anaokulu

Bu yazımızı da inceleyin.

Küçük Gece Kedisi

Sevgili Kadıköy Anneleri merhaba, Bugün sizi sevgili komşum, oğlum İda’nın mahalle arkadaşı Bulut’un tatlı annesi …