Ana Sayfa / Doğum Hikayesi / Mutlu Son; Asya Gelmiş, Hoş gelmiş…

Mutlu Son; Asya Gelmiş, Hoş gelmiş…

Merhaba Sevgili Kadıköy Anneleri,

Hamilelik günlüklerimi en son 34. haftada bırakmışım ve o zamandan bu zamana 8,5 ay geçmiş. Bebişimiz doğdu da 7,5 aylık oldu bile… Ah neler yaşandı neler… Önce doğuma gidişimizin hikayesiyle başlayalım.

20 Nisan Pazartesiydi, eşimle birlikte Asya’yı görmek ve durumu ile ilgili bilgiler almak üzere doktorumuza gittik. İlk başta standart bir muayeneydi ancak bir süre sonra doktorumuz Asya’nın kaka yapmış olabileceğinden şüphelenerek, ertesi gün Asya’yı alması gerektiğini söyledi. O an eşimle gözgöze gelişimizi unutamam; heyecan, korku, panik, sevinç hepsi birarada öyle bakakaldık. Ama kızımız madem erken gelmek istemiş buyursun gelsin dedik ve hastaneden şaşkın bir şekilde ayrıldık, ertesi gün o saatlerde kızımızın kucağımızda olacağı düşüncesine inanamıyordum, eşim her zaman ki gibi çok sakindi, gören 3.-5. Çocuğu sanır 🙂 Onun sakinliği her zamanki gibi beni de rahatlatıyordu (bir nebze).

ka-01122015Normal şartlarda o günün planında, annemin doğum günü kutlaması ve yemeği vardı… Hastaneden çıkıp doğum günü yemeğine gittik ama ortalık çoktan birbirine karışmıştı, anneannesi, dedesi, babaannesi, teyzesi, halaları herkesi bir heyecan sarmıştı, bu arada ilk öğrenen de kardeşim-Asya’nın dayısı olmuştu, kendisi Türkiye’de değildi ama her aşamasını takip ediyordu, tesadüf doktor muayenesindeyken aramıştı, ben de yarın doğacağı bombasını kendisine söylemiştim, tabi muayene bitene kadar bütün sülale müjdeyi öğrenmişti 🙂 (Hatırladıkça gülüyorum, çok güzel anlardı)… Neyse Allah’tan her hazırlığımız tamamdı, yemeğimizi yedik, yattık kalktık, bavulumuzu aldık hastanenin yolunu tuttuk. Yeniden aşı yapıldı ve beklemeye başladık, tabi sevdiklerimizle birarada o heyecanlı bekleyiş ne kadar da güzel ve korkunçtu. Daha önce ameliyat olmadığım için ne yaşayacağımı hiç bilmiyordum, bilmemenin verdiği muhteşem kaygılarla beraber saat 10:15’te sedyeyle gelip aldılar beni, bir süre ameliyathane kapısında teyzem ve eşimle bekledikten sonra uzuuunca bir koridordan ilerleyerek, 5 numaralı odanın yolunu tuttum, bu esnada sağda solda ameliyat olanları da görüyordum, gördükçe daha da heyecanlanıyordum. Odaya girdiğimde artık teslim olmuştum. Sürekli dua ediyordum, yapacak bir şey yok, geri dönüşü hiç yoktu, bu iş bitecekti. Odadaki doktorlar, hemşireler sağolsunlar beni rahatlatmaya çalışırken, başımınka-01122015 (1) ucundaki anestezist doktor damar yoluna girmişti bile, 3-2-1 diyemeden gözlerimi başka bir odada açıverdim. Saat kaçtı, neredeydim, neden kimse yanımda değildi, bir de çok yakınımdan ağlayan bir çocuk sesi geliyordu bebek değil-çocuk. Meğer o da ameliyattan yeni çıkmış yanında babası vardı, seslendim ona, ağlama keşke benim de yanımda babam olsaydı dedim…. Ona moral vermeye çalışmaktan kendimi unutmuştum. Ayıldığımı anlayan hemşireler beni alıp odama çıkardılar, tüm sevdiklerimi yeniden görmek çok güzeldi, ama en çok beklediğim, merak ettiğim kızımdı. Benden önce ameliyattan çıktığı için, odada beni beklediğini zannediyordum (Narkozun etkisi sanırım :)), göremeyince de neden odada yok diye panik yaptım, eşim getireceklerini söylese de sanki bir gariplik vardı, sanki benden bir şey saklıyorlar, söylemiyorlardı. Sanırım bir süre panik yaşadım ve yaşattım bu yüzden oksijen kabinine soktukları bebişimizin fotoğrafını çekip bana gösterdiler, “Bak, iyi sadece oksijen veriliyor, bu standart bir prosedürmüş, hemen hemen tüm sezaryenlerde yaparlarmış” diye… Zaten bu esnada da bebişimiz odamıza teşrif etti, tarihin görebileceği en tatlı ağız ve burnuna sahip canlısıydı. Yanakları da kırmızı, gözler açık ama şişlikten kapanmıştı. Bana ilk bakışı ve sakinliği de asla gözümden gitmeyecek karelerden…

ka-01122015 (2)Odaya girdiği andan itibaren hayatım değişti, ben değiştim. Önce kaygılar geldi, nasıl koruyacaktım, nasıl büyütecektim, o kadar küçüktü ki ya bi yerine bi şey yapsaydım… Başkalarından nasıl koruyacaktım, Türkiye’den dünyadan… Tabi bu düşüncelerin sonu yok, hepimiz kendi annelerimizden biliriz, bu kaygılar nasıl gitgide yaratıcı hallere giriyor, işte ben de bu hale geldim, hala da devam ediyor ama tabi o ilk gün ki gibi değil, azaldı. Doktorumuz sağolsun bu süreçte çok destek oldu, bu vesileyle Doç. Dr. Faruk Abike’ye de sonsuz teşekkürler. Kendisiyle 32. Haftada tanışmış olmamıza rağmen, bize inanılmaz güven verdi ve her aşamada destek oldu. Zaten biz de kendisine referansla gitmiştik, gerçekten ben de doktor ihtiyacı olan herkese Faruk Bey ile tanışmalarını öneririm.

Velhasıl; 21 Nisan’da girdiğimiz odadan 23 Nisan’da ayrıldık, her şey olağanüstüydü. Bize en başından beri hiçbir sorun yaşatmayan güzel kızıma, her aşamada yanımdan bir an ayrılmayan annem ve eşim ile tüm güzel kocaman ailemize çok teşekkür ederim. Tarif edilemeyen bu duyguları güzel kılan sizler oldunuz, bu mutlu anları bizlerle paylaştığınız için daha da mutlu olduk.

Hepiniz tek tek şahanesiniz!

Gülüm Aktaş

Kendisi gibi Boğa burcu olan Asya’nın annesi. Mayıs 1982, İstanbul doğumlu, Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunu. Bir GSM firmasında İnsan Kaynakları Grubu’nda çalışan Gülüm, 2012 yılında Tamer ile evlendi, kocaman bir ailesi var.

Eğer siz de bir Kadıköy Hamilesi iseniz, en özel anlarınızı hafta hafta bizimle paylaşmaya ne dersiniz? Uzakta yaşayan sevdikleriniz için süreç boyunca, bebeğinizin de ileride okuması için tatlı bir hatıra bırakmak isterseniz, yazılarınızı fotoğraflarınızla birlikle bilgi@kadikoyanneleri.com a göndermeniz yeterli. Ailemize yeni Kadıköy Bebekleri katmak için sabırsızlanıyoruz! Diğer Kadıköy Anneleri’nin hamilelik hikayelerini buradan, Kadıköy Bebekleri’nin doğum hikayelerini de buradan okuyabilirsiniz.

Bu yazımızı da inceleyin.

Zennube Ezgi’nin İçinden Bir Zeytin Doğdu!

Sevgili Kadıköy Anneleri, Bilenler bilir, 30. haftadan beri ha geldi ha gelecek diye bekledik durduk …

WhatsApp
Email
Share
Tweet
Share