Ana Sayfa / İlk Kitaplığım / Park Canavarı

Park Canavarı

Sevgili Kadıköy Anneleri merhaba,

Yaz bitti, okullar açılıyor yavaş yavaş parklar boşalıyor. Oğlum oturmaya başladığı andan itibaren bizim de park mesaimiz başlamış oldu. Son iki buçuk yıldır da neredeyse günde dört saati Moda Parkı’nda geçirdik. Ne şanslıyız ki Kadıköy parkları, sahilleri açısından çok güzel bir yer.  Biz küçükken sokakta oynardık. Çoğumuz için kapıların kitlenmediği hatta kapatılmadığı zamanlardı. Arka bahçeler, ön bahçeler ve tabii arsalar vardı. Açlığı hissetmeden, üşüdüğümüzü bilmeden, düştüğümüzde dizimiz kanaya kanaya oyuna devam ederdik. Çünkü oyun her şeyden kutsaldı. Mahalledeki o boş arsada ne düşer kurar, ne oyunlar oynardık. Zaman bizim için yoktu sadece hayaller vardı. Günümüzde ise şehir yaşamında çocukların bir araya gelebileceği ve birlikte fantazyalar yaşayacağı sadece parklar kaldı. Bu nedenle parklar oldukça önemli sosyal alanlar. Özellikle de fazlaca yapılandırılmamış, kumu, toprağı, çamuru, çimeni olan parklar çocukların gelişimi için çok faydalı. Açık havada, şehir yaşamının elverdiğince doğanın içinde özgürce oynayan çocuklar fiziksel- psikomotor, sosyal- duygusal, zihinsel ve dil gelişimleri için zengin deneyimler yaşıyorlar. Oğlumun ilk arkadaşlıkları parkta kuruldu. Her park günü onlarla başka bir maceraya atıldı. Parkta hayvanları, ağaçları, bitkileri tanıdı. Ben de onunla bazı şeyleri yeniden keşfettim. Onun birlikte şaşırdım, mutlu oldum, korktum…  Kimi zaman onun düşsel alanını paylaştım ve bir önceki yaz Park Canavarı adlı kitabımı onunla, Moda Parkı’nda yazdım. Gelin bu kitabın sayfalarını birlikte çevirelim.

İnsanın kendi kitabını anlatması zor oluyormuş. Bu yüzden yorumları okura bırakıp ben kitabın konusuna geçeyim. Sıradan bir park günü… Kimi mışıl mışıl uyuyan, kimi keyifle yiyeceklerini yiyen türlü türlü hayvan… Derken parkta yaşayan bu hayvanların huzuru, arkadaşları Martı Martin’den gelen korkunç bir haberle kaçıyor: Parka bir canavar dadanmış! Karga Kuzi, Sarman Kedi, Köpek Kara, Serçe Tini, Fare Foni ve elbette Böcek Mini kafa kafaya verip bu canavarı alt etmeyi planlarken korkularını yenmeyi de başarıyor. Korkuları yenmenin yolunun gerçekleri öğrenmekle başladığını kavrıyor. Herkesin, en güçlü görünenlerimizin bile korktuğu şeyler vardır. Korkuları besleyen onların bilinmezliğidir. Ne zaman cesaretimizi toplayıp onlarla yüzleşirsek korkulacak şeyin aslında korkunun ta kendisi olduğunu görürüz. Parkta geçen bu sevimli dayanışma öyküsü, korkuya kapıldığımızda daima bilgiye ve gerçeklere sarılmanın önemini anlatıyor.

Park Canavarı benim resimli çocuk kitabı kategorisindeki ikinci kitabım. Kitabı editörümün önerisiyle iki, üç kez kısaltım ama şimdiki aklım olsa editörümü bir kez daha dinler ve bir kısaltma daha yapardım. Kitabın muhteşem resimleri ise usta ressam ve illüstratör Mustafa Delioğlu’na ait. 1974’de açtığı atölyesinde bugüne kadar 2000’den fazla kitap resimleyen, 2000 yılında, Hans Christian Andersen Ödülü’nün ilk Türk çizer adayı olan, 2013 yılında, ALMA’da çizer adayı olarak ülkemizi temsil eden Delioğlu’nun kitabımı resimlemesi benim için harika bir duygu.  Kitabın çizim hikâyesi de çok hoş. Şöyle ki; Ben kitabı yazarken bir an gözümün önünde Delioğlu’nun kuşları geçişti. Yani önümden Karga Kuzi ve Serçe Tini geçerek beni selamladılar. Bu inanılmaz bir duyguydu. Ancak yayınevim daha önce kendisiyle hiç çalışmamıştı, ayrıca onun gibi bir ustanın masası oldukça kalabalık olmalıydı. Tüm bunları düşününce kuşlar uçup gittiler. Fakat bir akşamüzeri parkta oğlumu salıncakta salarken birden telefonumdan bir mesaj sesi geldi. Mesaj yayıncım, harika insan Asya Çağlar’dandı. Mesajda; “Mustafa Bey’in sergisinin açılışına gidiyorum. Sizin kitabınızı söyleyeyim mi?” yazıyordu. Ama Allahım! Evren beni duymuş olmalı. Bir kez daha imkânsız diye bir şey olmadığını duyumsadım. Ve Mustafa Bey’in kuşları bu kez kitabımın sayfalarında yer aldılar. Mustafa Bey’in eline, yüreğine sağlık. Titizlikle tasarladığı karakterler, kullandığı  renkler, hazırladığı mizansenler öyküyle çok güzel bütünleşti. Tüm bunlara Kelime Yayınevi’nin büyük boy tasarımı ve kaliteli baskısı da eklenince keyifle okuyacağım bir kitap oldu.

Bu yazıyı çevrenizle paylaşın!Click To Tweet

İşte böyle sevgili anneler, hayata çocuk gözüyle bakmak, merakla ve tutkuyla öğrenmeye çalışmak elbette biz yetişkinler için tam anlamıyla mümkün olamayabiliyor. Çocukların nesneler ve durumlar karşısındaki imgelemleri bizimkinden çok farklı. Öğretilmiş ve tanımlanmış kavramlar yerine yeni imajlar ve hayallere açık zihinleri. Bizim için sıradan olan bir şey onlar için fantastik ya da bizim için olağan olan bir şey onlar için sıra dışı olabiliyor. Sizlerin de bildiğiniz gibi çocuğunuz olduğunda yaşamı yeniden onunla anlamlandırıyor ve bazı şeyleri sorgulamaya başlıyorsunuz. Sizin için de sıradan bir süpürge aracı Park Canavarı’na dönüşebiliyor.

Park Canavarı, Moda Parkı’nda o güzelim çınar ağaçlarının altında yazılınca kitap partimizi de orada yapalım dedik. Moda Muhtarlığı, Moda Gönüllüleri Derneği ve tabii ki Kelime Yayınları’nın işbirliği ile yapacağı bu parti de Kadıköy Annelerini sevgili çocuklarıyla görmek beni çok mutlu edecek. Kitabı yaratıcı okuma ile paylaşacağım. Hayal edip resim yapacağız, sağlıklı yiyecekler atıştıracağız ve Kadıköy Anneleri’nden tatlı Melinda’nın annesi Joimove’nin eğitmenlerinden Sevgili Melis Kanturvardar ile dans edeceğiz. Ayrıca pek çok sürpriz ile sizi 23 Eylül 2017 Cumartesi günü saat 11.00’de Moda Parkı’nda bekliyoruz.

Sevgilerimle,

Hafize Güner

İda’nın annesi, çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmeni, yaratıcı drama uzmanı/öğretmeni, çocuk yogası eğitmeni, drama/tiyatro ve çocuk kitapları yazarı. Şimdilerde Terakki Vakfı Okulları’nda çalışıyor. Moda’da yaşıyor. Dört kedisi, sokak köpekleri, Tilki Toni kitapları ve biricik eşiyle huzurlu ve mutlu.
Zeki Çocuk Anaokulu

Bu yazımızı da inceleyin.

Eyvah Kalbim Kırıldı

Sevgili Kadıköy Anneleri merhaba, Uzun bir aranın ardından ne mutlu ki yine birlikteyiz. Umarım yazınız …

27 Shares
Share27
WhatsApp
Email
Share
Tweet